Kitle iletişimi liberal
akım etrafında şekillenmiştir. Kitle iletişimi hakkındaki gelişmeler
1920 yılında ABD'de başlamıştır. Bu konuyla ilgili Chicago okulu
modernleşme ve kentselleşme süreçlerini araştırmıştır. Kitle
iletişiminin başvurduğu disiplinler sosyal psikoloji, sosyoloji, ekonomi
ve siyaset bilimidir. Bu konuda sınıflı toplumlarda üretim araçlarını
kontrol eden sınıflar, düşünce üretim araçlarını da kontrol altına
almaktadırlar. Bu alanda yapılan araştırmalar iki yönlüdür. Bunlar; Ana
Akım Yaklaşımı (Yönetimsel Yaklaşım) ve Eleştirel Yaklaşımdır. Kitle
iletişimin amaçlarını etkili bir biçimde gerçekleştirebilmek için toplum
ve toplum yapısının değerleri iyi araştırılmalıdır. Bu şekilde
gerçekleştirilmek istenen amaçlar insanlara kitle iletişimi yoluyla daha
çabuk ve güvenli bir biçimde aktarılabilir. Bu iletişim sistemini iyi
kullanmanın yolu olayları analiz etme özelliğimizi geliştirmekten
geçmektedir. Analizin iyi yapılması durumunda edindiğimiz bilgileri de
kullanarak düşüncelerimizi aktarmada önemli bir adım atmış oluruz. Şimdi
Eleştirel ve Ana Akım Yaklaşımlarının arasındaki farklara bakalım;
Eleştirel ve Ana Akım Yaklaşımı Arasındaki Farklar
- Her iki geleneğin terminolojisi farklıdır.
- Eleştirel akımlar saf ampirizme karşıdır.
- İki akımın arasında tarihsel farklar mevcuttur.
- Eleştirel Yaklaşıma göre Ana Akım araştırmalarının akademik bilgilerin gelişmesine katkıda bulunmaz.
- Her iki yaklaşımda kullanılan metotlar ve ideolojilik yönelimler birbirinden tamamen farklıdır.
- Eleştirel Akım medyanın insanlar üzerindeki etkisini araştırırken Ana Akım Yaklaşımı ise mesajın topluma ulaşma şeklini araştırıp en kısa yoldan iletmesini sağlar.
- Eleştirel akım fikirlerin insanlar üzerindeki etkisini araştırır.
Ana Akım ise bir fikri topluma en kısa ve en hızlı yolla nasıl
aktarmaları gerektiğini araştırır.
Kitle İletişiminde Ana Akım Çalışmalarının Gelişimi
Bu yaklaşım sosyolojinin işlevselci yaklaşımına dayanmaktadır.
Bu gelenek 1930'lu yıllarda ticari amaçlı kitle iletişim
araştırmalarında uygulanmıştır. Yani kar'a yönelik çalışmalarda
uygulanmıştır. Ana Akım Yaklaşımı medyanın amacını belirler ya da
toplumsal süreçlerden soyutlar. Bu yaklaşımın temel amacı, toplumsal
kontrol, ikna ve davranış değişikliklerine karşı bilgi toplamaktır.
Böylece insanların tutum ve davranışlarını etkileyerek insanları kendi
istedikleri yönde davranış değişikliğine yöneltmektedir. Birinci Dünya
Savaşından sonra kitle iletişiminin kullanım alanları oldukça
gelişmiştir. Liderler insanlara düşüncelerini aktarmak için kitle
iletişimini kendilerinden emin bir şekilde kullanmışlardır. 1910 ve
1920'li yıllarda kitleleri yönlendirme ve denetleme, kamuoyu oluşturma
çalışmaları yer almıştır.
Kitle İletişiminde Etki Araştırmalarda Kuramsal Yaklaşımlar
Bu alanda ilk önemli çalışmalarından biri olan Walter
Lipmon'ın yazdığı Kamuoyu "Public Opinion" isimli kitaptır. Bu kitapta
medyanın insanların düşüncelerini şekillendiren bir araç olduğu dile
getirilmiştir. Bir diğer çalışma ise Laswell'in Hipodermik Şırınga
modelidir. Yani insanları medyanın sürekli enjekte ettiği savunmasız
insanlar olarak görmüştür. Ancak deneyler sonucu bu yaklaşım
reddedilerek minimum etki kuramına geçilmiştir. Minimum etki yaklaşımını
da Elizabeth Neuman eleştirerek güçlü medyaya dönüş için çağırıda
bulunmuştur. Diğer kurama geçecek olursak son olarak Gündem Belirleme
Kuramı ortaya çıkmıştır. 1980'li yıllarda medya, gündemi belirleme gücü
olarak görülmüştür. Bu araştırmalardan sonra duygusal ve davranışsal
etkilerden çok bilişsel etkiler üzerinde durulmuştur.

إرسال تعليق