Hepimizin bir amaç uğruna verdiği sayısız mücadeleleri vardır. Bu mücadelelerin sonucunda çoğu zaman kazandığımız ve kaybettiğimiz nice değerlerle birlikte baş başa kalmaktayız. Böyle zamanlarda elde ettiğimiz başarılar ve mağlubiyetler, bizlere verdiğimiz mücadelelerin gerçekten işe yarayıp yaramadığını sorgulattıran birçok düşüncenin içine atmaktadır. Birçoğumuz bu düşüncelerden kaçarak hayatımızı devam ettirmeye çalışsak da bazıları için bu düşüncelerden kaçma ihtimali bile söz konusu olmamaktadır. Bu kişilerin sergilediği mücadeleler sonucunda kazandıkları veya kaybettikleri her amaç birer birer bitmek bilmeyen bir yorgunluğa dönüşmektedir. Bunlar çoğu zaman bu durumun farkına bile varamamaktadır. Bu yüzden onların içinde bulundukları yorgunluklar, fark edemedikleri ve fark edemedikleri için kaçamadıkları düşüncelere dönüşmektedir. Bu düşünceler ise onlar için büyük bir yorgunluk ıstırabı olmaktadır.

      Hayallerimizi gerçekleştirebilmek için ihtiyacımız olan en büyük motivasyon kaynağı, hayyallerimize olan inancımızdır. Bu inanç, fikirlerimizi eylemlere dönüştürebilme hazzımızı büyük ölçüde arttırmaktadır. Öyle ki bu hazzın şiddeti bazen bizi fark edemeyeceğimiz bir uçuruma doğru sürükler. Çünkü hayallerimizi gerçekleştirebilmek uğruna sergilediğimiz üstün bir mücadeleden sonra kendimizi tamamen bambaşka bir yolda buluruz; sonu olmayan, hazların doyumsuz olduğu ve her zaman daha çok çalışmaktan ibaret olan belirsiz bir yolda buluruz. Bu durumdaki kişiler verdikleri mücadelede kendilerinin hangi konumda bulunduklarını dahi bilememektedirler. Bu yüzden uzun uğraşlar sonrasında elde ettikleri başarı ve hazlar onların odak noktasını sadece başarıya yöneltmektedir. Böylelikle sürekli sergilenen uğraşların zaman sonra belirsiz bir takıntıya dönüşmesiyle elde edilen başarıların önemsizleşmesi kaçınılmaz olmaktadır. Böyle bir durumun içinde bulunan her insan kendisini sürekli başarı peşinde koşarken bulur. Fakat elde ettiği başarıların sürekli yoğun çalışma sebebiyle tamamen yorgunluğa dönüştüğünü fark edememektedir. Birey tam bu noktada bir kazanç elde etse de elde ettiği o kazancın verdiği mutluluk çok az olmaktadır. Hepimiz bilmeliyiz ki ölçüsüz gerçekleştirilen bir ilerlemenin sonucunda heveslerin ömrü çok kısadır. Bunun sonucunda bu ilerlemeler çok kısa süreli olduğu için başarı bu kişiler için sadece geçici bir haz olmaktan öteye geçememektedir.

   Gerçekleştirmek istediğimiz hayallerimiz ne olursa olsun her çalışmamızda mutlaka ölçülü davranmalıyız. Yoksa fazla alışılmışlığın getirdiği farkındasızlık bizlerin kazandığımız her ödülü geçici bir heves olarak algılamamızı sağlar. Bu durum ise bitmek bilmeyen çalışmalara dönüşerek bizlere daha fazla yorgunluk, zaman kaybı ve mutsuzluk getirecektir. İlerlemek çok güzeldir fakat ilerlerken ölçülü olabilmek çok daha önemlidir. Bu nedenle hayallerimiz uğruna feda ettiğimiz ne varsa onların geçici bir hevese dönüşmemesi için koşarken bazen dinlenmemiz gerektiğini de unutmamamızda fayda var.


Kaynak: linkedin/ekremmozturk

Post a Comment

أحدث أقدم