Anlaşılmak nesilde nesile insanların geninde yaşayıp şekillenen bir istektir. Tabi burada anlaşılmak kadar ne kadar anlayışlı olduğumuz da önemlidir. Çoğu insan anlaşılmayı beklerken kendisinin ne kadar anlayışlı olduğunu ölçemez bile. Öyle ki bazıları kendilerinin çok anlayışlı olduğunu düşünüp yanılmaktadır. Bu şekilde düşünüp anlaşılmak isteyen insanların sayısı da haliyle fazla olmaktadır. Fakat insan anlaşılmaktan çok önce ne kadar anlayışlı olduğunu kendisine sormalı. Çünkü kendisini tanıyıp bilen bir insanın başkalarına karşı anlayışla yaklaşması çok yüksek bir ihtimaldir. Anlayışlı olabilmemiz için karşımızdaki kişilerin sahip olduğu değerleri ölçüp genel yargılarla analiz etmeliyiz. Böylelikle analiz ettiğimiz olayları daha kolay çözümleyebilip karşımızdaki insana düşüncelerimizi daha ılımlı bir şekilde aktarabiliriz. Anlaşılmak ve anlayışlı olmak birbirine benzer görünse de ikisinin arasında ince çizgiler ve sınırlar vardır. Anlaşılmakta tamamen karşımızdaki insana kendimizi doğru ve etkili tanıtmak önemli bir etkenken, anlayışlı olmak ise sabırla, analiz yeteneğiyle, EQ ile yani duygusal zekayla alakalıdır. Anlaşılmamızı istediğimiz zaman karşımızdaki kişinin de bu özelliklere sahip olması bizim için çok daha iyi olacaktır.
Bir insan kendisinin ne kadar anlayışlı olduğunu anlayabilmesi için karşısındaki kişiyle konuşurken empati yaparak kendisini karşısındaki kişinin yerine koymalıdır. Bu şekilde karşısındaki kişilerin penceresinden bakmak o an ki ruh hallerini ve duygu durumlarının farkında olunmasını sağlayacaktır. Bu yüzden bir insan anlaşılmak istiyorsa bakış açısını durumlara göre değiştirip kendisinin ne kadar anlayışlı olduğunu kendisine sorabilmeli. Hadi şimdi kendimize bu soruyu soralım; ben gerçekten anlayışlı mıyım? Çoğu kişi kendisine bu soruyu sorduğunda "evet tabi ki anlayışlıyım, benden daha iyi anlayışlı yoktur herhalde" diye düşünecektir. Bazıları ise derin düşüncelere dalarak kendisiyle yüzleşme içerisine girecektir. Sorunun cevabını ilk cümlelerdeki gibi veren kişiler ne yazık ki anlayışlı değildir. Bu anlayışlı olmaktan çok egoyla alakalı bir duygusal durumdur. Aslında en çok da bu şekilde cevap verenler anlayışın ne demek olduğunu bilmemektedir. Bencillik insanın kendisinin köleliğidir. Köleliğin ve bencilliğin olduğu bir yerde anlayışın görülmesi imkansız ötesi bir hayaldir. Bencillik ve kölelikten kurtulan kişilerin anlayışlı olma şansı da vardır tabi. Ama şu anda bu şekilde devam edeniniz varsa üzgünüm ama siz anlayışlı değilsiniz. İçinizdeki kendiniz sizi harika bir ustalıkla kandırmaktadır. Bu soruya derin düşüncelere dalıp kendisiyle yüzleşerek cevap veren kişilerde anlayış daha çok görülmektedir. Çünkü insanın kendisine saygısının olması ve kendisini sorguya çekmesi cömertliktir. Cömertliğin olduğu yerde sevgi ve anlayış hakimdir. Unutulmamlıdır ki; bir insan kendisini tanımak için uğraşlar veriyorsa, o insanın bir takım değerlere sahip olduğunun en büyük kanıtıdır.
Hepimiz anlaşılmak istiyorsak bir o kadar anlayışlı olmalıyız. Çünkü bencillik anlaşılmamanın ve yanlış tanınmanın en büyük nedenidir. Karşımızdaki kişinin bize yaklaşma şeklinden hareketle o kişiye karşı nasıl davranmamız gerektiğini bilmemiz, bizim kendi iç dünyamızı nasıl eğittiğimizle alakalıdır. Biz kendi iç dünyamızla yüzleşip kendimize gerekli eğitimi nezaketle verebilirsek anlayışlı olmamız yüksek bir ihtimaldir. Anlayışlı olmak bir çok kişinin anlaşılması demektir. Aynı zamanda anlayışlı olmak da saygı ve erdemlikten geçmektedir.
Kaynak: linkedin/ekremmozturk

إرسال تعليق